Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Adını ask koydugun o büyük bosluga ben koca bir hayat sıgdırdım! Simdi asıl olmam gereken yerde, Hayata basladigim yerde, Kalbindeyim! Vazgecilmez olusunun sırrı bu iste!... Senin olmadıgın yerde, ne oldugunu bilmiyorum!!!

Yazılar

Hoşgeldin

ül1 Hoş geldin... ama pek hoşbulmadın sanırım...Kusura bakma her zaman böyle dağınık değildir kalbim...Henüz yeni bir enkazdan çıkardım onu mazur gör...Oturmaz mısın... Kalbimi toplamaya mı geldin yoksa... Ya toplayıp sonra geri kırarsan... Eğer öyle bişi yapacaksan sakın dokunma kalsın böyle dağınık...ben toplarım sen zahmet etme...tamam tamam bakma öyle korkuyorum işte ne bileyim...Ondan hep bu soğukluğum kırgınlığım uzak duruşum suskunluğum korktuğumdan...Baharım mı olacaksın... Kandırmıyorsun dimi beni...yüreğimdeki solmuş çiçekleri gözlerinle yeniden canlandırabilir misin gerçekten...ya yalan söylersen birgün, ya verdiğin bu sözleri unutur da dönüp arkanı bir yabancı gibi gidersen...Bana farklıyım deme sakın... ben ne farklılar gördüm birbirine benzeyen...henüz çıkmadı içlerinden beni asla üzmeyen...Aldım seni kalbime tamam...ama bundan sonrası sana ait benden bir şey bekleme bir süre...önce topla şu kırık yüreğimi birleştir sevginle...sonra yüreğimdeki çiçeklere güneş ol...ne zaman ki bu yürek eski haline dönerse o zaman bende seni seveceğim söz...kusura bakma bende isterdim ilk sevdiğim sen olsaydın da sonumuz bir olsaydı...ama hayat bu olmuyor işte bilirsin...tamam tamam sustum ağlamıyorum...tamam haklısın söz değil yapılanlar önemli... hadi o zaman tut ellerimden işimiz çok değil mi... Daha birbirimize aşık olacağız...

Yıkın Heykellerimi

ataturk1 'Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal'im...
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hálá en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
* * *
Özgürlük hálá,
En yüce değer
Değilse eğer...
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
* * *
Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağ'a taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
* * *
Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... 
** *

Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hálá medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
Muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
* * *
Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek...
Diyorsanız ki, okumasın
Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alın yazımız...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
* * *
Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın...
Hálá önemini anlayamadıysanız,
Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ...'

Allah Bir Daha Bu Millete İstiklal Marşı Yazdırmasın

amwsdq6h0glnqq0d6 

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak.


Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal
Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal


Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım
Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım.


Mali Krizler, yoluna örmüşse çelikten duvar,
Benim cağız, ceğiz diyen bir hükümetim var
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar
Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavar.


Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.


Yaktığın yerleri orman diyerek geçme, tanı
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı
Satılmadik o kaldı, durma satıver vatanı.


Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda
Semizletin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda
Uydurma kanunlarla Meclisten getirin seda
Onbin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda.


Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli?
Oyuverin altını, iyice sallansın temeli
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli....


O zaman durur belki gözümden akan yaşım
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım
O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM...


Dalgalanın sizde dolar gibi şimdi ey suçlular
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar
Hakkıdır Garip yasamış vatandaşın da gülmek
Hakkıdır ezilmiş milletimin aydınlık bir İstikbal.....

Sevebilmek

ocukmuiekmiom5yp9 hiç olmayacak bir sevgiydi
yüreğimde sana büyüttüğüm..
şiirlerime kafiye oldun kimi zaman
kimi zaman
ağlayışımdın
şarkıların en hicaz satırlarında ,
sana yazdığım şiirler
hala en gizli sayfalarımda..
saatlerce gereksiz yere
ipe sapa gelmez konuşmalar yapmak ,
yanımdayken bile
olmadığını bilmek
ve hiç bir şey söyleyemeden
hayallerini yarınlara taşıyıp
sessizce gidebilmek..
sevgi budur işte
herşeye rağmen ,
seni sensiz
seni bensiz
seni
habersiz sevebilmek..

Şahin YENİLMEZ

Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil

sustumpe0 Sustum...Öylesine...Bir nefeste...Aheste...Varsın güller açılmasın bundan sonra...Varsın olsun! Eksik olsun...Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun...Koygar şahinler uçurman bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde...Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle...Sustum...Dertli kalem...Artık sen söyle!

Sustum...Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum...Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim...Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan...Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan...

Sustum...Kelamın kolidorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim...Sustum ve nihayet kar eyledim...İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim...Evet!
Belkide bir zamanlar meyustum...Ama korkmayın artık...Sustum...Sustum...

Sustum...Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkuna, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana...
Tuş oluşunu gördüm, sustum...Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım
yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum...Sustum...Sustum...

Sustum...Olmayan saygının kaygısını çekerek...Bağrımdaki çorak toprağa Mecnun'un efkarını ekerek...Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek...Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek...Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek...Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek....Sustum...

Sustum...Konuş deseler de...Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde...Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla
menşeli  vesveselerde...Veya...Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde...Söz dedim ya...
Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu...İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köşelerde...Sustum...
Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de...Neyse...Sustum...

Sustum...Gemiler kalkıyordu limandan...Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra...Küçük bir çocuk
çehresiyle kanadı ufkun derinliklerini...İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri...Yaseminler de bivefa, kokmayınca
bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdeniz'in rutubet kokan nefesi...Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi...Sustum...

Sustum...Sebebsiz yere...Ruhum yara bere...Eyvahları yollamadan mutebere...Biliyor musun ah aziz dostum...Ben sustum!


Alıntı

Dön Özledim Seni

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
'git artık' demek
'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa'
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

Gelişin bir rüyaydı, gidişinse bir isyan.....

Gidişin İsyan Biliyor musun ay yüzlüm , o gece hiç uyumadım .Mevsimlerden bahardı ,tabiatım yeşillenmişti.Çünkü çünkü sen gelecektin, nasıl uyuyabilirdim ki.Yüreğim öylesine serindiki içim içime sığmadı, kirpiklerim kapanmadı bir türlü, heyecanla yeni doğan güneşi selamlamayı bekledim. Yılların ardından ilk defa buluşacaktık seninle. Buğulu gözlerini tüm çıplaklığıyla ilk kez görecektim, dudaklarında yine tebessüm olacakmıydı resimlerindeki gibi. Yine titreyen sesin savuracakmıydı yüreğimi diyardan diyarlara. Uyuyamadım işte bir türlü. Sabahın ilk ışıklarıydı , o sabah ne kadar uzun sürmüştü , bulabildiğim en güzel kıyafetleri giyerek senin için yola koyuldum......

Gelişin öylesine büyük bir huzurduki , geceler boyu hayalini kurduğum düşlerimden bile daha güzeldi. Uzaktan gözlerini gördüm önce , beni üzeri yosun tutmuş yanlızlar rıhtımından kurtaran gözlerin , nasıl aydınlıktı öyle. Rengarenk giyisilerin içinde omuzlarına süzülen saçların ve o dudaklarındaki içimi rahatlatan gülüşün ne güzeldi...

Çok iyi anımsıyorum mevsimlerden bahardı , yağmur yürekli kentim sen geleceksin diye güneş açmıştı. titreyen dalları yeşermişti ağaçlarımın, kelebekler bile sevincime ortak olmuştu. oysa senden önce hüzün yağardı düşlerime. hayran bakışlar tanıştı önce , ardından utangaç davranışlar.Önce seni seyre durdum uzun uzun , içime akıtıyordum doyumsuz güzelliğini. Senin ise yanakların kızarıyordu , karşındaki hayran gözlerin ardında.Nereye gideceğimizi konuşamadanyürümeye başlamıştık tutku sahilinde. Mutluluk rüzgarları sürüklüyordu bizi, belli ki sende mutluydun. Hem duygularımız, hem gözlerimiz hemde dudaklarımız konuşuyordu.Uzun kirpiklerinden sıcak rü

Bazen oturduk , bazen yürüdük , zaman hızla ilerliyordu. Zamanın durmasını arzuluyorduk çünkü çok mutluyduk. Ama sabah başlayan güneş batmak üzereydi , akşam oluyordu ve sen gitmeliydin. Ayrılığın hüznü yansımıştı gözlerimize o gün bir hayal gibiydi, mırıldanarak bana yine geleceğini söylemiştin. Giderken sen tutku sahilimden, dalgalanan saçlarının arasından buğulu bakan gözlerin beni bir rüyadan uyandırdı. Sen kayboluncaya dek ardından baktım,gözlerimi alamadım bir türlü seni benden uzaklaştıran arnavut kaldırımı sokaklardan. Gelişin bir rüyaydı, gidişinse bir isyan.....

Doktor Hikayeleri....

  1. Ilk dogumunu yaptiran stajyer doktor, yaninda kendisini izleyen hocasina sordu :
    - Nasil buldunuz hocam?
    Profesör :
    - Iyi, iyi... dedi. Yalniz, dogumdan sonra annenin poposuna degil, bebegin  poposuna şaplak vurulur !..
  2. Bir kalp doktoru ölmüs Cenaze töreninde güllerden dev bir kalp,kalbin ortasina tabutunu yerlestirmisler. ..
    Herkes doktorla ilgili anilarini anlatmis,ona son vazifelerini yapmislar,tabut kapanmis,güllerden kalp seklinde bir çelengi üzerine koymuslar ve defnetmisler. ..
    Bu hüzünlü tablo yasanirken kenarda kikir kikir gülen adama sormuslar,  gülme nedenini...

    Sormayin demis... Ben jinekologum kendi cenaze törenimi düsünüyorum da....!
  3. Bir gün profesörlerin aklina rahatsiz edici bir soru takilmis. Esleriyle  olan cinsel hayatlari acaba bir zevk mi yoksa angarya mi?
    Düsünmüsler aralarinda tartismislar ve bir sonuca varamamislar
    Içlerinden  biri doçentlere danisalim bakalim onlar ne düsünüyor bu konuda demis  Gitmisler sormuslar. Doçentler düsünmüs ve "siz bilirsiniz hocam" demisler  proflara. Proflar için bu soru karin agrisi olmus. Gidip yardimci doçentlere basvurmuslar, onlar da bir süre düsünüp "siz daha  iyi bilirsiniz" hocam demisler.
    Proflar bir cevap bulamamanin sikintisi içinde bir de asistanlara soralim  demisler.Neyse SIKILA SIKILA sormuslar.
    " Sizce bizim eslerimizle olan cinsel hayatimiz bir zevk midir yoksa angarya mi?"
    Asistanlar hep bir agizdan 'ZEVK' diye bagirmislar. Proflar sasirmis bu  çabuk ve net cevaba. Merak
    etmisler, 'Neden?' diye sormuslar asistanlara. Neden bu kadar emin ve çabuk  cevap verebildiniz?
    Asistanlar cevap vermis: 'Angarya olsaydi bize yaptirirdiniz  
  4. Dünyanin en ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabasi bozulmus, arabasini  tamire götürmüs. Tamirci arabasinin kaputunu
    açmis ve De Bakey'e Dönerek:

    - "Size birsey soracagim neredeyse ben ve siz
    ayni isleri yapiyoruz. Mesela  ben simdi itina ile kaputu açacagim bir bakista problemin nerde  oldugunu  anlayacagim , kapakçiklari temizleyecegim, gerekirse kablolari, motor  yagini degistirecegim, hatta çok gerekli ise motoru  çikarip yerine  yenisini takacagim!!. Söylesenize nasil oluyor da siz milyon dolarlar kazaniyorsunuz ama ben metelige kursun atiyorum?"
    Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulagina egilmis ve söyle demis:

    - "BUNLARIN HEPSINI MOTOR ÇALISIYORKEN YAPMAYI DENESENIZE!! !"
  5. Psikologa basvuran adam ;
    -geceleri uyuyamiyorum efendim ,sürekli yatagin altinca biri varmis gibi  geliyor yatagin altina iniyorum bu seferde sanki yatagin üzerinde birileri  varmis gibi geliyor doktor ;
    - alti aylik bir çalisma sonucu bu sorunu hallederiz.
    - peki vizite ücreti ne kadar ?
    - seans basi 50 dolar , haftada üç seans.
    Tabi adamin gidis o gidis doktor bir kaç ay sonra hastaya sokakta rastlamis  gicik bir sekilde gülerek ;
    - ne oldu hastaliktan kurtulabildin mi?
    Adam da gülerek;
    - evet ... hemde bir sise saraba hallettim.
    Doktor çok sasirmis ;
    - nasil yani ?
    - sizden çiktiktan sonra birahaneye ugradim, birami içerken yanimdaki berdusla dertlestik ,ona bir sise sarap ismarladim o da bana karyolanin bacaklarini kesmemi tavsiye etti...
  6. Doktor beni morga mi götürüyorsunuz? ..
    - Evet.
    - Ama ben daha ölmedim ki...
    - Olsun biz de daha gelmedik zaten...